İletişim tarihinin dönemleri nelerdir ?

Irem

New member
[color=]İletişim Tarihinin Dönemleri: Bir Mesajdan Bir Dünya'ya Yolculuk[/color]

Herkese merhaba! Hepimiz bir şekilde iletişim kuruyoruz, değil mi? Kimimiz sosyal medyada “günaydın” yazıp, kimimiz de sabah kahvemizi içerken düşüncelerimizi bir tweet’le dünyaya yayıyoruz. Fakat, günümüzün bu hızlı iletişim dünyasına nasıl geldik? İletişim tarihi bir yolculuk gibidir; belki de atalarımız sabahları “günaydın” demek için, ormanda “Vahşi biri var!” diye bağırarak seslerini duyuruyordu. İletişimin bu harika evrimine, biraz eğlenceli bir bakış açısıyla göz atalım!

[color=]1. Taş Devri: “Herkes Birbirine Taş Atıyordu”[/color]

İletişimin tarihindeki ilk adımlar, belki de en yaratıcı olanlardır. Taş Devri'ne gitmek için zaman makinesi kurmamıza gerek yok, ancak hayal edelim: Ne yazık ki, insanlar henüz harfleri keşfetmemişti ve elbette emoji de yoktu. O zamanlar iletişim, sesli bağırmalar, işaretler ve bolca taşla yapılıyordu! Evet, taşla! Kimse evine bir taş mesajı göndermiyor, ancak mesela bir mağara duvarına çizilen resimler, o dönemin en popüler iletişim şekillerinden biriydi.

Erkekler o zamanlar strateji yapmayı çok severdi. Bir mağara duvarında “Şu avı nasıl yakalarız?” planını çizmek, bugünkü harita çiziminden farksızdı. Kadınlar ise daha çok toplumsal bağlantılar üzerine odaklanmış olmalıydı. Mağara sohbetlerinde belki de “Bugün hangi bitkiler yenir?” gibi önemli konuları konuşuyorlardı, kim bilir?

[color=]2. Antik Çağ: Yazılı Mesajlar ve Papirüsler[/color]

Zamanla insanlar, taşların sesini duyurmanın yetersiz olduğunu fark etti. Ve ne yapmışlar? Yazmayı keşfetmişler! Bu yeni buluş, insanlık tarihindeki en büyük iletişim devrimlerinden biri olmuştur. Mısır’ın papirüslerinde, Mezopotamya’nın kil tabletlerinde, yazılı mesajlar artık tarihe adını kazandırıyor.

Erkeklerin bu dönemdeki iletişimi daha çok ticaret ve strateji odaklıydı. Krallar, kraliçeler ve tüccarlar, papirüsleri veya kil tabletlerini kullanarak çeşitli anlaşmalar yapıyor, birbirleriyle yazılı olarak iletişim kuruyordu. Kadınlar ise daha çok ev ve aile içindeki iletişimde, duygusal bağları pekiştiren yazılı mesajlarla, belki de aile fertlerine sevgi dolu notlar bırakıyordu. Zamanın büyük filozofları da bu dönemde yazılı kelimelerle insanlara seslenmişti.

Bunu biraz daha günümüzle karşılaştıracak olursak, o zamanlar internet yoktu ama yazılı mesajlar, “e-posta” gibi önemli bir yere sahipti, değil mi? Hatta düşünün, eski dönemlerde “Hey, bir şey mi yazdın?” diye sormak yerine, “Kil tabletini okudum, süperdi!” diyebilirdik!

[color=]3. Orta Çağ: Sesli Mesajlar, Mektuplar ve Bütün O Saraylar[/color]

Orta Çağ’a geldiğimizde, iletişim biraz daha... “görkemli” hale geldi diyebiliriz. Krallar, kraliçeler ve soylular, mektuplar yazmaya başladılar ve bu mektuplar bazen öylesine resmi olurdu ki, “Selam, nasılsınız?” demek yerine “Büyük ve kudretli hükümdarımız, sizi selamlıyorum!” diye başlayan cümleler kullanılırdı. Hatta bazen bir mektup gönderirken, üzerindeki mührü kırmak, iletişimin “doğruluğunu” simgeliyordu.

Bu dönemde erkekler daha çok askeri stratejiler ve toprak genişletme üzerine mektuplar yazarken, kadınlar ise saraylarda, dinî ve kültürel bir bağ kurarak daha çok kişisel ve ilişkisel mesajlar gönderiyorlardı. Tabi bu, her zaman böyle değildi; bazen kadınlar da erkekler gibi devrimci askeri planlar yazıyordu, ama daha çok evde oturup kütüphanede edebi mektuplar yazmak gibi işler daha popülerdi.

[color=]4. Rönesans ve Modern Çağ: Yazılı İletişimden Elektriklere[/color]

Yazılı kelimeler, elbette modern çağla birlikte bir adım daha ileriye gitti. Basılı kitaplar, gazeteler ve dergilerle iletişim hızla yayıldı. Ancak esas devrim, elektrikle gelen iletişimdi! Telgraf, telefon derken birdenbire uzaktaki birini duymak (veya görmemek!) o kadar kolaylaştı ki, “Sesli mesaj” kavramı hiç olmadığı kadar heyecan verici hale geldi.

Erkekler strateji yaparken, kadınlar da ilişki kurma işlerini çözüyordu. Telefonla aramak, mektupla yazmak, radyo ve televizyon yayınları, toplumsal bağlar kurmanın ve iletişimi sürdürmenin farklı yollarını sunuyordu. Elektrik, iletişimi hızlandırırken, daha empatik bir yaklaşım da getirdi. Kadınlar için artık “sesli birini duymak” kolaylaştı, belki de duygusal bağlar daha kolay kuruldu.

[color=]5. Dijital Çağ: Sosyal Medya ve Anlık Mesajlaşmalar[/color]

İletişim tarihinde belki de en büyük devrim, dijital çağla birlikte yaşandı. Anlık mesajlaşmalar, sosyal medya, videolar, sesli mesajlar derken iletişim anında gerçekleşir hale geldi. Artık birinin kafasını karıştırmadan, birkaç saniye içinde istediğimiz mesajı iletebiliyoruz. Ama sorun şu ki, bazen birkaç saniyede yanlış anlaşılabiliyoruz!

Erkeklerin bu dönemdeki bakış açıları daha çok stratejik oluyor; sosyal medya pazarlaması, reklamlar, dijital içerikler gibi konularda hızlı ve çözüm odaklı düşünebiliyorlar. Kadınlar ise, ilişkiler üzerine daha çok düşünerek, sosyal medya üzerinden duygusal bağlar kuruyor ve toplumsal bağları güçlendiriyorlar.

Bu dönemde iletişim, gerçekten sınır tanımıyor. Neredeyse 7/24 bir bağlantıdayız. Ama bir sorum var: Yıllarca kuşaklar boyunca yapılan bu iletişim değişimleri, gerçekten insan ilişkilerinde derinleşmeye mi yol açtı, yoksa sadece daha hızlı bir şekilde yüzeysel bağlar kurmamıza mı sebep oldu?

[color=]Sonuç: Birlikte Daha İyi İletişim![/color]

İletişim tarihinin dönemleri, insanların birbirleriyle bağlantı kurma biçimlerinin nasıl evrildiğini gösteriyor. Taşlarla başlayan, yazılı mesajlarla devam eden, elektrikle hızlanan ve dijitalleşen bu süreç, aynı zamanda toplumsal ilişkileri, değerleri ve kültürleri de yansıtıyor.

İletişim şeklimizin bu kadar hızlı değişmesi, bir yandan faydalı olabilirken, bazen de insan ilişkilerinin yüzeyselleşmesine yol açabiliyor. Belki de sorulması gereken asıl soru şu: Teknolojinin bu hızına ayak uydururken, daha sağlıklı ve derin iletişim kurmayı unutmamalı mıyız?

Peki, sizce dijital çağda iletişimi nasıl daha anlamlı ve derinlemesine yapabiliriz? Yorumlarınızı duymak isterim!