A la ne demek Osmanlıca ?

Aylin

New member
[A la Ne Demek Osmanlıca?]

Bir gün sosyal medyada dolaşırken bir arkadaşım "A la ne demek, ya da Allah'ım ne demek?!" diye bir paylaşım yaptı. Hemen “Ala ne demek ya?” diye düşündüm. "Osmanlıca'dan mı geliyor? Hani ‘Ala’, en fazla mükemmel bir şey ya da biri için kullanılır mı?" dedim. Tabii hemen Google’a sarıldım. Ama sonrasında araştırmamı yaparken fark ettim ki, bu kelimeyi sadece ben mi yanlış kullanıyorum, yoksa başka insanlar da mı bir şekilde eğlenceli bir şekilde hayatlarına katmışlar diye merak ettim. Ve işte burada, karşınızda bu küçük araştırmamın sonuçları!

[Ala: Yükselmek, Yüksek Olmak]

Şimdi biraz ciddi olalım ama hepimizin bildiği gibi, "Ala" kelimesi sadece Osmanlıca'dan değil, aslında Arapçadan da geçmiş bir kelimedir. Arapça’da “Ala” kelimesi “yüksek olmak, yüce olmak, ulu olmak” gibi anlamlara gelir. Tam olarak bir şeyin zirveye ulaşması, en yüksek seviyeye gelmesi gibi bir anlam taşır. Yani, bu kelime bir insan için kullanılabileceği gibi, bir nesne, bir olay, hatta bir düşünce için de kullanılabilir.

Tabii bu yüksek olmak, sadece fiziki bir yükseklik değil. Ruhsal ve manevi bir yüceliği ifade eder. İslam’da, Allah’ın 99 ismi arasında yer alan "Ala", Tanrı’nın yüceliği, kudreti ve her şeyin ötesindeki yüce varlık anlamına gelir. Ama bu, aynı zamanda insanlar arasında da "Ala" diye bir yüksek olma durumu var. Yani birazcık kendimizi de şımartıp, “Ben de ne kadar yükseğim, değil mi?” diyebileceğimiz bir kelime.

[Erkeklerin Stratejik Yükseklik Arayışı]

Hasan ve Zeynep’in örneğini düşünelim. Hasan, hayatı boyunca çözüm odaklı bir insan. Hangi sorunu olursa olsun, hemen stratejik bir yaklaşım sergiliyor. “Ala olmak” meselesini de böyle ele almış. Onun için yüksek olmak, başarılı olmak ve her zaman ön planda olmak demek. Ama bu başarıyı fiziksel olarak görmek istiyor. “Beni herkes tanısın, adımı duysun, sonra yeter ki başarılı olayım” şeklinde bir yaklaşımı var. Her şeyin bir çözümü olduğu gibi, başarının da bir formülü olduğunu düşünüyor. Bu yüzden de sürekli uğraşıyor, stratejiler kuruyor, şıklıkla giyinip, etrafına kendini yüksek göstermeye çalışıyor.

Ama Zeynep, Hasan’a göre biraz daha farklı düşünüyor. O, başarıyı başkalarının duygularını anlamak, empati kurmak ve ilişkilerde yüksek bir yer edinmekle ilişkilendiriyor. Zeynep için “Ala olmak” demek, sadece fiziksel bir yükseklik değil, insanlara değer vermek, onların kalbine girmek, güven inşa etmek demek. Kendine güvenen, başkalarının kalbinde yer edinen ve ruhsal olarak yükselebilen biri olmak istiyor.

Bir gün, Zeynep, Hasan’a şöyle dedi: "Biliyor musun, herkes senin gibi iş odaklı olsa da, insanları gerçekten dinleyen birini bulmak o kadar zor ki. ‘Ala’ olmak, o kadar da kolay değil, stratejinin ötesinde kalbini ortaya koyman gerek." Hasan, “Ama Zeynep, ‘Ala’ olmak, stratejiyle değil mi?” diyerek hafifçe gülümsedi. Zeynep, “Evet, ama bazen daha yüksek bir yer için, bazen duygusal olarak yüksek olman gerekiyor,” diyerek gülümsedi.

[Kadınların Empatik Yüksekliği: İnsanları Anlamak]

Kadınların "Ala"yı ele alış biçimi çok farklı. Hepimizin bildiği gibi, kadınlar genellikle daha empatik ve ilişki odaklıdır. Zeynep’in yaptığı gibi, kadınlar yüksekliği insanları anlamakla ilişkilendirirler. Ama bu, illa "herkes beni seviyor" anlamına gelmez. Zeynep, çevresindeki insanları anlama çabasında, duygusal yüksekliği keşfetmişti. Başkalarının duygularına değer vererek, onlarla olan ilişkilerini derinleştiriyor ve ruhsal anlamda daha yüksek bir yer ediniyordu.

Bir gün, Zeynep, Hasan’a şöyle dedi: “Biliyor musun, bazen yüksek olmak sadece insanlara değer vermek, onlarla empati kurmakla olur. O yüzden bazen fiziksel olarak yukarıda olmak gerekmiyor, bazen kalp, her şeyin üstünde olmalı.” Hasan biraz düşündü, sonra hafifçe gülümsedi ve “Galiba haklısın. Yüksek olmak bazen sadece gözle değil, yürekle ölçülür,” dedi.

[Toplumsal Yükseklik: Sosyal Statü ve Aile]

Ama işin bir de toplumsal boyutu var. Osmanlı döneminde “Ala” kelimesi, bazen sarayda yaşayanlar için bir yücelik anlamı taşıyordu. Örneğin, bir sultanın ismiyle birlikte “Ala” kelimesi anılabilir, çünkü sarayda bir padişah ya da önemli bir devlet adamı yüce kabul edilirdi. Bu, güç ve iktidarın simgesiydi. Ancak halk arasında, bu "Ala" kelimesi, daha çok manevi bir anlam taşırdı. Ailedeki bir büyüğün, evin liderinin yüceliği ya da toplumdaki bir liderin ruhsal yüksekliği öne çıkardı.

Günümüzde de "Ala" kelimesinin toplumsal bir karşılığı var. Kişisel başarılar, bazen maddi olarak değil, duygusal ve toplumsal anlamda da yüksekliği ifade edebilir. Günümüzde bir insanın "Ala" olarak kabul edilmesi, sadece zenginlik ya da sosyal statüyle değil, aynı zamanda başkalarına gösterdiği empati, insanlara duyduğu saygı ve onlara verdiği değerle de bağlantılıdır.

[Sonuç: Herkesin Yüksekliği Farklıdır]

Sonuçta, “Ala” kelimesi, herkesin kendi hayatındaki farklı yüksekliklere anlam verebileceği bir kavram. Kimisi için fiziksel bir başarıyı, kimisi için manevi bir yüceliği ifade eder. Herkesin kendi yolculuğunda bu yüksekliği bulma biçimi farklıdır. Hasan’ın stratejik çözüm odaklı yaklaşımından Zeynep’in empatik bakış açısına kadar her birinin “Ala”yı anlaması kendi içsel dünyasına ve ilişkilerine göre şekillenir.

Peki ya siz? “Ala” kelimesini nasıl tanımlıyorsunuz? Yükseklik sizin için ne demek? Sadece başarı mı, yoksa insanlıkla bağlantılı bir yücelik mi?