Darbeyi başlatan kimdir ?

Dusun

New member
15 Temmuz ise bu gelenekten farklı bir biçimde gelişti. Çünkü darbe girişiminde tanklar, savaş uçakları ve askerî birliklerin yanında televizyon yayınları, dijital iletişim, cep telefonları ve sosyal medya da belirleyici unsurlar hâline geldi.

Bu nedenle 15 Temmuz'u yalnızca "tankların sokağa çıkması" üzerinden okumak eksik kalıyor.

Bir başka açıdan bakıldığında bu, devlet içerisindeki güç mücadelelerinin, örgütsel yapılanmaların ve teknolojik iletişimin aynı gecede birbirine bağlandığı bir kriz olarak da okunabilir.

Ayşe'nin Sorusu: "Peki Halk Nerede?"

Ayşe'nin hikâyede en sevdiğim sahnesi sabaha karşı yaşanıyordu.

Telefonu hiç susmuyordu.

Bir arkadaşından mesaj geldi:

"Ne yapacağız?"

Ayşe kısa bir süre düşündü.

"Önce birbirimizi bulacağız."

Sonra apartmandaki yaşlı komşularını kontrol etti. Bir başka komşusu çocukları sakinleştirdi. Bir başkası telefon şarj cihazlarını dağıttı.

Bu küçük sahne, darbe gecelerinin yalnızca askerî birliklerden ibaret olmadığını gösteriyordu.

Toplumun kendisi de olayın bir parçasıydı.

Kimi insan sokağa çıktı.

Kimi evinde kaldı.

Kimi ailesini korudu.

Kimi yaralıları taşıdı.

Kimi haberleri aktardı.

Kimi ise ne olduğunu anlamaya çalışırken saatlerce telefon başında bekledi.

Bu nedenle toplumsal tepkiyi tek bir davranış biçimine indirgemek de doğru değil.

Cemil Bey'in anlattığına göre gece boyunca erkekler arasında emir ve organizasyon konuşmaları kadar, kadınlar arasında da ailelerin nerede olduğu, hastanelerin durumu, çocukların güvenliği ve yakınlara nasıl ulaşılacağı konuşuluyordu.

Ama bunların tersi de vardı.

Birçok erkek yaralıların taşınması ve ailelerin güvenli yerlere ulaştırılmasıyla ilgilenirken, birçok kadın da olayların kronolojisini takip ediyor, çevresindeki insanlara bilgi aktarıyor ve kriz yönetiminde aktif roller üstleniyordu.

Buradan çıkarılacak ders "erkekler böyledir, kadınlar şöyledir" değil.

Asıl ders şu:

Krizler, insanların farklı becerilerini aynı anda görünür hâle getirir.

Stratejik düşünmek de empati kurmak da yalnızca bir cinsiyete ait değildir.

Bir Bildiri, Bir İsim ve Büyük Bir Soru

Gece ilerledikçe "Yurtta Sulh Konseyi" adı daha fazla duyulmaya başladı.

Fakat ertesi gün Türkiye'nin önünde hâlâ cevaplanması gereken birçok soru vardı.

Kimler planlamıştı?

Kimler emir vermişti?

Kimler sahada uygulamıştı?

Kimler emirlere karşı çıkmıştı?

Hangi askerler olayın parçası olduğunu biliyordu?

Hangi kişiler son anda geri çekildi?

Hangi kurumlar neden daha erken harekete geçemedi?

Bu soruların hepsi aynı düzeyde değildi.

Nitekim TBMM Darbe Araştırma Komisyonu çalışmaları sırasında da bazı noktaların tam olarak aydınlatılamadığına ilişkin tartışmalar yaşandı. Komisyon Başkanı'nın açıklamalarında, "Yurtta Sulh Konseyi"nin oluşumu ve bazı kritik sorular bakımından ulaşılan ve ulaşılamayan bilgilerin rapora yansıtıldığı görülüyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Bu ayrıntı önemli.

Çünkü tarihsel bir olayın ana çerçevesi hakkında güçlü yargılar bulunması, olayın bütün ayrıntılarının tartışmasız biçimde çözüldüğü anlamına gelmez.

İyi tarihçilik biraz da burada başlar:

Neyi biliyoruz, neyi mahkeme kayıtlarından biliyoruz, neyi tanıklardan biliyoruz ve hangi noktalar hâlâ tartışmalı?

Sabah Olduğunda

Sabaha karşı İstanbul'un rengi değişmeye başlamıştı.

Köprülerdeki askerî hareketlilik sona eriyor, televizyon ekranlarında yeni açıklamalar yapılıyor, insanlar telefonlarından birbirlerine "İyi misin?" diye soruyordu.

Ayşe sabah annesinin yanına döndü.

Murat ise defterini kapattı.

Cemil Bey pencereyi açtı ve dışarı baktı.

Bana dönüp şöyle dedi:

"İnsanlar bazen tarihin sadece büyük adamların hikâyesi olduğunu düşünüyor. Oysa tarih, o gece telefon açan annenin de hikâyesidir. Emir vermeyen ama emirlerin sonuçlarıyla yaşayan askerin de. Korkusuna rağmen hastaneye giden hemşirenin de. Olayın ne olduğunu anlamaya çalışan sıradan insanın da."

Bu cümle, "Darbeyi başlatan kimdi?" sorusuna başka bir kapı açıyor.

Çünkü darbeyi başlatan aktörleri araştırmak gerekir; fakat darbe girişiminin neden mümkün hâle geldiğini anlamak için kurumları, örgütlenmeleri, emir-komuta ilişkilerini, geçmişteki askerî müdahaleleri, toplumsal kutuplaşmaları ve devlet içindeki güç mücadelelerini de incelemek gerekir.

15 Temmuz gecesiyle ilgili güvenilir kayıtlar, askerî girişimin TSK içerisindeki bir grup tarafından gerçekleştirildiğini; yargı kararları ise bu girişimin FETÖ/PDY yapılanmasıyla bağlantısına ilişkin kapsamlı tespitler içeriyor. Hukuk Asistan+1

Fakat tarihçinin görevi yalnızca bir isim söyleyip dosyayı kapatmak değildir.

Asıl mesele, o ismin ve o yapının nasıl böyle bir kapasiteye ulaştığını, hangi kurumlarda nasıl örgütlendiğini ve toplumun böyle bir geceyi nasıl yaşadığını anlamaktır.

Çünkü darbeler yalnızca tanklarla başlamaz.

Bazen yıllar boyunca biriken kurumsal çatışmalarla hazırlanır.

Bazen insanların fark etmediği ilişkiler ağında büyür.

Bazen bir emirle görünür hâle gelir.

Ve bazen de bir toplumun en sıradan insanlarının "Ne oluyor?" diye birbirini aradığı anda gerçek yüzünü gösterir.

O yüzden bu hikâyeyi okurken size tek bir soru bırakmak istiyorum:

Sizce bir darbenin başlangıç noktası, ilk tankın sokağa çıktığı an mıdır; yoksa o tankın sokağa çıkmasını mümkün kılan şartların oluşmaya başladığı çok daha eski bir tarih mi?

Belki de 15 Temmuz'u anlamanın en zor tarafı tam olarak burada yatıyor. Çünkü bazı gecelerin saati vardır; fakat başlangıç tarihi yoktur.

TBMM 15 Temmuz Darbe Girişimi Meclis Araştırma Komisyonu tutanakları

Anayasa Mahkemesi – 15 Temmuz'a ilişkin karar ve olayların özeti
 
Üst