Derin dondurucuda hangi pişmiş yemekler saklanır ?

Dilan

Global Mod
Global Mod
Derin Dondurucuda Hangi Pişmiş Yemekler Saklanır? - Bir Tencere Yemekten Çıkan Küçük Hayat Dersleri

Geçen kış, pazar günü öğleden sonra mutfakta öyle bir manzarayla karşılaştım ki, önce güldüm, sonra uzun uzun düşündüm.

Tezgâhın üzerinde mercimek çorbası, tencerede kıymalı kuru fasulye, fırında patatesli tavuk, bir köşede pilav ve buzdolabında da “bunu yarın yeriz” diye diye biriktirilmiş birkaç kap yemek vardı. Evde dört kişiydik ama sanki küçük bir mahalleyi doyuracak kadar yemek yapmıştık.

Asıl mesele yemeklerin fazla olması değildi.

Mesele, hangisinin derin dondurucuya gireceğini bir türlü bilemememizdi.

Babam hemen hesap yaptı:

“Fasulyeyi iki kaba bölelim. Çorbayı porsiyonlayalım. Pilavı da ayrı koyalım. Böylece lazım olduğunda birini çıkarırız.”

Annem ise kapların üzerine tarih yazarken:

“Bir de kim neyi seviyor onu düşünelim. Her şeyi tek porsiyon yaparsak çocuklar okuldan geldiğinde istediklerini çıkarabiliriz,” dedi.

O an fark ettim ki aynı mutfakta iki farklı düşünme biçimi vardı. Babam yemeği adeta küçük bir lojistik plan gibi görüyordu; porsiyon, süre, miktar ve ihtiyaç hesabı yapıyordu. Annem ise aynı planın insan tarafını düşünüyordu: Kimin canı ne çeker, kim acele edecek, hangi yemek bir akşamı kolaylaştırır?

İkisi de haklıydı.

Ve sanırım derin dondurucu meselesinin özü de tam olarak buydu: Yemek saklamak aslında yalnızca yiyeceği korumak değil, gelecekteki bir güne hazırlık yapmaktı.

Derin Dondurucunun Kapağını Açınca Başlayan Hikâye

Eskiden derin dondurucuya baktığımda yalnızca soğuk bir depolama alanı görürdüm. Sonra bunun ev yaşamında ne kadar önemli bir araç olduğunu fark etmeye başladım.

Özellikle çalışan insanların, çocuklu ailelerin, yalnız yaşayanların ve yaşlıların hayatında dondurucu, “yarının yemeğini bugünden hazırlama” imkânı veriyor.

Bugün şehir hayatında zamanın kıymeti çok arttı. Bir tencere yemeği bir akşam pişirip birkaç porsiyona ayırmak, bazı günler mutfağa hiç girmeden sıcak bir yemek yiyebilmek anlamına geliyor.

Bu alışkanlığın geçmişte de karşılıkları vardı. Kış hazırlıkları, kurutma, tuzlama, salamura, konserve ve çeşitli saklama yöntemleri aslında insanlığın aynı soruya verdiği farklı cevaplar: “Bugünkü bolluğu yarının ihtiyacı için nasıl koruyabiliriz?”

Derin dondurucu bu uzun hikâyenin modern araçlarından biri.

Ama her yemek dondurucuya girdiğinde aynı şekilde çıkmıyor.

İşte bizim evdeki tartışma da burada başladı.

“Pişmiş Yemeğin Hepsi Dondurulur mu?”

Babamın ilk önerisi basitti:

“Artanı donduralım.”

Annem hemen itiraz etti:

“Artan olması, mutlaka iyi dondurulacağı anlamına gelmez.”

Bu cümle bence konunun en önemli noktalarından biri.

Teknik olarak pek çok pişmiş yemek dondurulabilir. USDA, uygun şekilde dondurulmuş yiyeceklerin güvenlik açısından çok uzun süre dayanabildiğini, ancak zaman geçtikçe tat, doku ve nem kaybının artabileceğini belirtiyor. Pişmiş yemekler ve artıklar için kalite açısından genellikle yaklaşık 3-4 aylık bir dönem öneriliyor.

Yani “Dondurucuda sonsuza kadar kalabilir” ile “sonsuz süre aynı lezzette kalır” birbirinden tamamen farklı şeyler.

Biz de mutfakta küçük bir liste hazırladık.

En Rahat Dondurulan Pişmiş Yemekler

İlk sıraya çorbaları koyduk.

Mercimek çorbası, ezogelin, tarhana çorbası, sebze çorbaları ve etli bakliyat çorbaları porsiyonlanarak genellikle oldukça kullanışlı biçimde dondurulabiliyor.

Babam burada yine stratejiyi devreye soktu:

“Bir büyük kap yapmayalım. İki kişilik, tek kişilik kaplara ayıralım.”

Bu öneri gerçekten işe yaradı.

Çünkü büyük bir kabı yalnızca bir kişinin yiyeceği miktar için çözdürmek gereksizdi. Küçük porsiyonlar hem ihtiyaca göre kullanılabiliyor hem de israfı azaltıyordu.

Ardından kuru fasulye, nohut ve barbunya geldi.

Özellikle soslu ve sulu bakliyat yemekleri dondurucuda oldukça kullanışlı seçenekler arasında yer alıyor. Etli veya etsiz hazırlanabilirler. Çözüldükten sonra ocakta yavaşça ısıtıldıklarında çoğu zaman günlük yemek düzenine kolayca geri dönüyorlar.

Sonra sıra et yemeklerine geldi.

Etli sebze yemekleri, tas kebabı, türlü, sulu köfte, pişmiş tavuk yemekleri ve çeşitli güveç türleri de uygun şekilde paketlendiğinde dondurucuda değerlendirilebiliyor.

Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Yemeği dondurmak kadar, onu dondurmadan önce doğru şekilde soğutmak da önemli.

FDA ve USDA, pişmiş yemeklerin oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemesini, genel olarak iki saat içinde buzdolabına veya dondurucuya alınmasını öneriyor. Büyük miktardaki yemeklerin daha hızlı soğuması için sığ kaplara bölünmesi de tavsiye ediliyor.

Yani “Tencereyi sabaha kadar mutfakta bekletelim, sonra dondururuz” fikri iyi bir saklama yöntemi değil.

Pilav Meselesi: Evde En Çok Tartıştığımız Yemek

Bizim evde asıl tartışma pilav yüzünden çıktı.

Ben “Pilavı da donduralım,” dedim.

Babam hemen:

“Olur,” dedi.

Annem ise:

“Olur ama nasıl soğuttuğumuza dikkat edelim,” diye ekledi.

Burada haklıydı.

Pişmiş pirinç ve pirinçli yemeklerde yalnızca dondurucudaki süreyi değil, pişirme sonrasındaki bekleme süresini de önemsemek gerekiyor. Pirinç, uygun olmayan sıcaklık koşullarında bazı bakterilerin çoğalması açısından dikkat edilmesi gereken gıdalardan biri.

Bu yüzden pilavı geniş bir tencerede saatlerce bekletmek yerine, küçük porsiyonlara ayırıp hızlı şekilde soğutmak daha güvenli bir yaklaşım.

Biz de pilavı tek kullanımlık küçük porsiyonlara ayırdık.

Ertesi hafta okuldan geç gelen oğlumuz için bir porsiyon çıkardığımızda annem:

“Bak, geçen pazar yaptığımız pilav bugün işimize yaradı,” dedi.

Bazen mutfakta alınan küçük bir kararın bir hafta sonra ne kadar değerli olabileceğini ancak o zaman anlıyorsunuz.

Peki Hangi Yemeklerde Dikkatli Olmak Gerekir?

Derin dondurucunun her şeyi sihirli biçimde eski haline getirdiğini düşünmemek gerekiyor.

Örneğin mayonez içeren bazı yemekler, kremalı soslar, yüksek miktarda süt veya krema içeren bazı tarifler çözüldükten sonra kıvam ve doku değişiklikleri yaşayabiliyor. USDA da mayonez, kremalı sos ve marul gibi bazı gıdaların dondurma sonrasında kalite açısından iyi sonuç vermeyebileceğine dikkat çekiyor.

Bu yüzden kremalı bir yemeği dondururken “Bozulur mu?” sorusundan önce “Çözüldüğünde nasıl olacak?” sorusunu da sormak gerekiyor.

Patatesli yemeklerde de benzer bir durum yaşanabiliyor. Patatesin yapısı çözülme sonrasında değişebiliyor; bazı yemeklerde hafif sulanma veya dokuda yumuşama görülebiliyor.

Makarna da tamamen yasak değil ama fazla pişirilmiş makarna çözüldüğünde yumuşayabilir. Bu nedenle dondurulacak makarnayı çok fazla pişirmemek daha iyi sonuç verebilir.

Salata, marul, salatalık gibi su oranı yüksek ve çiğ tüketilen bazı sebzeler ise dondurucunun favorileri arasında değil.

Kısacası mesele “Dondurulur mu?” değil.

Asıl soru:

“Çözüldüğünde hâlâ yemek isteyeceğim bir kıvamda olur mu?”

Dolmanın Önünde Uzun Bir Aile Konuşması

Bir akşam dolma yaptık.

Tencerede o kadar fazla dolma vardı ki babam yine porsiyon hesabına başladı.

“Bunları onarlı paketleyelim.”

Annem güldü:

“On tane kime yetecek?”

“İki kişiysen beşer tane.”

“Peki çocuklar?”

“Onlar da iki kişi.”

“Bir gün biri daha fazla isterse?”

Babam birkaç saniye düşündü.

“Tamam, sekizer yapalım.”

O an mutfakta hepimiz güldük.

Ama bu küçük konuşma aslında yemek dondurmanın insan tarafını çok güzel gösteriyordu.

Bir yemeğin ideal porsiyonu matematiksel olarak belirlenemiyor. Evde yaşayan insanların iş saatleri, iştahları, alışkanlıkları, yaşları ve o günkü ihtiyaçları değişiyor.

Annemin yaklaşımı burada yalnızca “duygusal” değildi; aslında pratik bir gözlem içeriyordu. İnsanların değişken ihtiyaçlarını hesaba katıyordu.

Babamın yaklaşımı da yalnızca “hesap kitap” değildi; israfı azaltan ve depolama alanını verimli kullanan bir sistem kuruyordu.
 
Üst