Dünyanın en tehlikeli ormanı nerededir ?

Gulum

New member
Öte yandan erkeklerin yaşadığı riskleri de yalnızca “fiziksel güç” üzerinden değerlendirmek yanlış olur. Erkekler de şiddet, soygun, yaralanma, kaybolma ve psikolojik travma yaşayabiliyor.

Dolayısıyla daha doğru yaklaşım şu:

Cinsiyet, riski tek başına belirleyen bir özellik değil; yaş, çocuk sahibi olma, yalnız seyahat etme, ekonomik durum, sağlık, milliyet, dil, engellilik ve seyahat grubunun yapısıyla birlikte risk profilini değiştirebilen faktörlerden biri.

Bu ayrım, konuyu hem daha insani hem de veri açısından daha sağlam hale getiriyor.

Darién'in Tehlikesinde Organize Suçun Rolü

Bence Darién'i Amazon gibi başka büyük ormanlardan ayıran en önemli faktörlerden biri burada ortaya çıkıyor.

Bir ormanın tehlikesini yalnızca ekolojik koşullarla ölçersek, insan kaynaklı riskleri görmezden gelmiş oluruz.

IOM, Darién'de organize suçun önemli bir risk faktörü olduğunu açıkça belirtiyor. İnsan kaçakçılığı ve insan ticareti, fiziksel şiddet ve sömürüyle birlikte anılıyor.

Human Rights Watch'ın 2024 raporunda da silahlı grupların göçmenlerden para talep ettiği ve bazı kişilerin şiddet ile cinsel saldırıya uğradığına ilişkin tanıklıklar yer alıyor.

Bu nedenle Darién'in “tehlikesi” aslında üç farklı katmanın birleşimi olarak düşünülebilir:

1. Doğal risk: Dağ, bataklık, nehir, sıcaklık, yağış ve vahşi yaşam.

2. Altyapı riski: Yol, sağlık merkezi, iletişim ve kurtarma imkânlarının sınırlılığı.

3. İnsan kaynaklı risk: Organize suç, kaçakçılık, soygun, sömürü ve şiddet.

Bu üçü aynı anda ortaya çıktığında küçük bir problem hızla ölümcül bir probleme dönüşebilir.

174 Ölüm Rakamı Neden Gerçek Sayı Olmayabilir?

Burada istatistik açısından çok önemli bir ayrıntı var.

“2024'te 174 kişi öldü veya kayboldu” dediğimizde, bunun tam ölüm sayısı olduğunu düşünmemeliyiz. Bu, belgelenmiş ölüm ve kaybolma vakalarının sayısıdır.

IOM, uzak ve erişilmesi zor bölgelerde ölümleri ve kayıpları belgelemek konusunda ciddi sorunlar olduğunu belirtiyor. Daha önceki yıllarda da Darién'deki kayıtların gerçek kayıpların yalnızca küçük bir bölümünü yansıtabileceğine dair uyarılar yapıldı.

Bu durum istatistik biliminin klasik bir sorununu gösteriyor: gözlemleyemediğimiz olayları saymak son derece zordur.

Örneğin bir kişi ormanda kaybolur, ailesi onun kaybolduğunu bildirir ancak cesedi bulunamazsa kayıt “kayıp” şeklinde tutulabilir. Başka bir kişi ise hiç resmi kayda girmeyebilir.

Bu yüzden 174 sayısını “Darién'de sadece 174 kişi öldü” şeklinde okumak hatalı olur.

Daha doğru ifade şudur:

2024 yılında en az 174 ölüm veya kaybolma vakası belgelenmiştir ve gerçek sayı muhtemelen daha yüksektir.

Bu küçük gibi görünen dil farkı, güvenilir veri analizi açısından çok önemlidir.

Darién Aynı Zamanda Neden Korunması Gereken Bir Cennet?

Burada ilginç bir paradoks var.

“Dünyanın en tehlikeli ormanlarından biri” dediğimiz yer aynı zamanda dünyanın önemli biyolojik miras alanlarından biri.

UNESCO'nun verilerine göre Darién'de yüzlerce omurgalı ve binlerce omurgasız türü kayıt altında. Bölge jaguar, tapir, harpi kartalı, büyük karıncayiyen ve çeşitli maymun türleri gibi önemli canlıların yaşam alanı.

Üstelik burası sadece hayvanlardan oluşan boş bir doğa alanı değil. Emberá, Wounaan ve Guna gibi yerli topluluklar bölgede yaşıyor ve doğal kaynaklara dayalı geleneksel yaşam biçimlerini sürdürüyor. UNESCO, Darién'in biyolojik değerinin yanında kültürel değerini de özellikle vurguluyor.

Bu nedenle “tehlikeli orman” ifadesinin yanında “yaşayan ekosistem” ifadesini de kullanmak gerekiyor.

Pan-Amerikan Otoyolu Neden Darién'de Kesiliyor?

Darién Gap'in bir başka sıra dışı özelliği, Pan-Amerikan Otoyolu'nun burada kesintiye uğraması.

Bu kesinti yalnızca “yol yapılmamış” anlamına gelmiyor. UNESCO, otoyolun tamamlanmasının yerleşim, ormancılık, madencilik, tarım ve avcılık üzerindeki baskıyı artırabileceği; bunun da ormansızlaşma ve ekolojik dengenin bozulması gibi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor.

Burada mühendislik ile ekoloji arasında klasik bir çatışma görüyoruz.

Bir mühendis açısından yol; ulaşım, ticaret, sağlık hizmetleri ve ekonomik kalkınma sağlayabilir.

Bir ekolojist açısından ise yol, daha önce ulaşılması zor olan ormana insan faaliyetlerinin daha hızlı girmesini sağlayan bir koridor haline gelebilir.

Yerel topluluklar açısından mesele daha da farklıdır: Yol, ekonomik fırsatlar yaratabileceği gibi toprak kullanımı ve geleneksel yaşam biçimleri üzerinde baskı oluşturabilir.

Dolayısıyla Darién örneği bize “altyapı iyi midir, kötü müdür?” gibi basit soruların çoğu zaman yeterli olmadığını gösteriyor.

Amazon mu, Darién mi Daha Tehlikeli?

Bu karşılaştırmada dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü “dünyanın en tehlikeli ormanı” için uluslararası kabul görmüş resmi bir sıralama bulunmuyor.

Amazon çok daha büyük bir coğrafyaya yayılıyor ve farklı ülkelerde farklı risk profilleri taşıyor. Kongo Havzası, Papua Yeni Gine'nin yağmur ormanları veya Avustralya'nın bazı tropikal bölgeleri de farklı doğal riskler barındırıyor.

Darién'i özel kılan ise alanının büyüklüğünden çok, erişilebilirlik sorunu ile doğal ve insan kaynaklı tehlikelerin aynı noktada yoğunlaşması.

Bu nedenle “Darién kesin olarak dünyanın bir numaralı en tehlikeli ormanıdır” demek bilimsel açıdan fazla iddialı olur.

Fakat “insanların geçiş güzergâhı olarak kullandığı ve hem doğal koşullar hem de organize suç nedeniyle son derece tehlikeli ormanlık bölgelerden biridir” demek mevcut verilerle çok daha sağlam biçimde desteklenebilir.

Sonuç: Darién'i Tehlikeli Yapan Şey Aslında Ormanın Kendisi Değil

Darién Gap hakkında beni en çok düşündüren nokta şu: Burası doğanın insanlara karşı savaştığı bir yer değil.

Aksine, ekosistem kendi doğal düzeni içinde varlığını sürdürüyor. İnsan için ölümcül olabilen koşullar ise çoğu zaman bizim o ekosisteme hazırlıksız girmemizden, altyapının yokluğundan ve sosyal sorunların ormanla kesişmesinden kaynaklanıyor.

2024'te belgelenen 174 ölüm ve kaybolma vakası, yüz binlerce insanın bölgeden geçmesi, 1.800 metreye çıkan dağ sırtları, güçlü nehirler, 20-35°C sıcaklıklar ve organize suç tehdidi birlikte düşünüldüğünde Darién'in neden bu kadar farklı olduğunu anlamak mümkün.

Üstelik bu bölgeyi yalnızca korku üzerinden değerlendirmek de haksızlık olur. UNESCO'nun kaydettiği 169 memeli ve 533 kuş türü, Darién'in aynı zamanda olağanüstü bir biyolojik miras olduğunu gösteriyor.

Bence tartışılması gereken asıl soru “Dünyanın en tehlikeli ormanı hangisi?” sorusundan biraz daha ileri gidiyor:

Bir doğal alanı insanlar için tehlikeli yapan şey doğanın kendisi mi, yoksa insan faaliyetleriyle birleşen koşullar mı?

Ve belki daha zor soru şu:

Darién gibi eşsiz ekosistemleri korurken, bu bölgeden geçmek zorunda kalan insanların güvenliğini nasıl artırabiliriz?

Sizce bir ormanın “tehlikesini” değerlendirirken neyi ölçmek daha anlamlı: vahşi hayvan saldırılarını mı, ölüm oranını mı, kurtarma imkânlarını mı, suç riskini mi, yoksa bütün bu faktörlerin toplamını mı? Amazon, Kongo veya başka bir yağmur ormanını Darién ile karşılaştırdığınızda hangi kriteri temel alırdınız?

Çünkü Darién örneği bize oldukça net bir şey söylüyor: En tehlikeli orman, mutlaka en çok yırtıcı hayvana sahip olan orman değildir. Bazen asıl tehlike; doğa, coğrafya, insan güvenliği, ekonomi ve altyapının aynı yerde kesişmesidir.

Kaynakları metin sonunda düzenleGirişte tezi daha net kur

Kaynakları metin sonunda düzenle

Girişte tezi daha net kur

Göçmen anlatımını daha insanileştir
 
Üst